Sosyal medya hesaplarından topluluklara ulaşmak, onlarla konuşabilmek son zamanlarda markaların daha çok önemsediği bir konu haline geldi. Gelmelidir de.

Ulaşılamaz, soğuk yüzlü, sessiz ve robotlaşmış markalar devri neredeyse kapandı. Yerini sıcak kanlı, aktif, kitlesiyle konuşan, sempatik, karakteri ve bir tarzı olan kimlikli hesaplar almaya başladı. Kitlesine mesafeli davranmakta ısrarcı markalar ise sosyal medyanın gücünü ve etkinliğini kullanmayı reddedercesine düşüşü göze alıyorlar demektir. Çünkü hitap edilen kitle kendi kendine konuşmak istemez ve markayla yakın bir bağ kurmak ister.

Onlarla konuşmanın yollarından birisi de içeriklerde onlara da yer açarak söz hakkı vermektir.

Etkileşime geçirici içerikler markayı kitleye yakınlaştıracaktır. Onlara bir soru sormanız, onlara hitap edebilmeniz ve de dinlemeniz gerekmekte. Buna sebep olacak içeriklerde, kitlenin cevabı ya da yorumunu herhangi bir ödül karşılığı beklemeden paylaşması içeriğinizin başarılı olduğunun sinyalini verir. Çünkü işin sonunda ödül varsa cevapları almanız zaten kaçınılmaz olur. Esas olan kitlenin cevap vermek için herhangi somut bir teşviğe ihtiyaç duymamasıdır. Bunun içinde kişinin içerikle bir bağ ve yakınlık kurması gerekmektedir.

Lokal odaklı, bir yöreye, coğrafi bir bölgeye dikkat çeken bir sorunun ya da konunun yer aldığı içerik, kitlenin aidiyet hissiyatını harekete geçirerek içinden gelerek cevap vermesine ya da konuşmasına sebep olabilir. Ya da ortak değerlere ait sorular, milli, manevi hissiyata hitap eden, toplumun aşina olduğu, özlem duyduğu konuların, ortak lezzetlerin yer aldığı, geçmişi anımsatan içerikler de size bu konuda yardımcı olacaktır. Bu yelpaze daha da genişletilebilir yeter ki içerik paylaşımının ardından kitlenin fikir, görüş ya da cevaplarını sunabileceğine inanalım.

Diğer kitle üyeleri ile kendi aralarında diyalogların da yer alacağı bu tarz içerikler hem sizinle konuşulmasına, hem hesaptakilerle konuşulmasına hem de markayla bağ kurulmasına sebep olacaktır. Etkileşimin akıp gideceğine şahit olurken markanın da yüzünü daha sıcak hale getirmiş olursunuz.

İçerik planlamalarına ek olarak şunun da unutulmaması gerekir; yanıt vermemek ya da kitlenin bir merakına yardımcı olacak yönlendirmeler yapmamak markanın üstün olduğu hissini vererek itibar zedelemeye sebebiyet verebilir. Kimse cevap almadığı bir yere ikinci kez uğramaz. Çift yönlü iletişim kurulması ve diyaloglarda kitlenin dinlenildiği hissinin karşı tarafa geçirilmesi gerekmektedir. Markanın kalbe dokunması, takipçi ya da takipçi adayları ile iletişime geçmesi ve imajını sağlamlaştırması için değerleri desteklediğini göstermesinin yanı sıra, kitleyi önemsediğini de gösterecektir. Bunun da yolu hızlı ve faydalı cevaplarla dönüş yaparak dinlediğini karşı tarafa hissettirmesidir.

Kitlenizin kalbine girmek istiyorsanız konuşun ve dinleyin bence. 🙂

CEVABINI YAZ

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz